Pazartesi, Kasım 11, 2013

Heyyo millet ben geldim...

    Baktım herkes blogger olmuş bu alemde dedim ben neden eksik kalayım. Seneler önce, Bu blogu açmama sebep olan Canım arkadaşım Serpil ; ben öyle aşıklar gibi kendi kendime çalıp söylerken yaz demişti yaz hissettiklerini Rahatlarsın bizim canımızı da yemezsin. Dediği gibi de oldu ben bir kaç tane yazdım yazdım sonra soğudum da bıraktım. Sonra baya bi moda oldu ya bu devam etseydim su an bende meşhurdum (kendi çapımda tabi :p ) 

   Kısa ve öz yazmayı severim ben şiir gibi ama tam da öyle değil aslında şiirin düz yazıda can bulmuş hali gibi Kendime yazıyorum bir bakıma ee okumak isteyene de mani olmam:) Sen ne anlarsın blogdan ? bu nası blog yea ? diyenlerde olabilir tabi şaşırmam eleştiriye açığım gelsin daha güzelini yapsın takdir ederim böyle de insancılım onun dışında bu benim dünyam kafama nasıl eserse öyle yani. 

  Paylaşalım isterim hislerimizi çünkü ben en çok, insanları okumaktan keyif alırım. Daha küçük olduğumdan çok yaşamadan çok şey öğrenmek isterim sanırım bu konuda biraz aceleciyim zaten ne gelirse başıma bundan gelir kalbimi kırarlar sonunda hep.. ama bu da bir öğrenme şekli o yüzden öğrenirken her yol mubahtır diyebilirim.

  Zamanla bir üşengeç bir umursamaz oldum yazmayı, hislerimi; odunlaştım mesela, sallamadım. Sonra yine, bende bu konuda cevher olduğunu sanan bir arkadaşım, bu net aleminde de bir numaradır hani nasıl derler web master cinsinden, dedi ki; canım sana site kuralım bak giyiniyorsun cici oluyorsun çek at bunları yaz paylaş bizde yolumuza bakalım (inanılmaz sever para kazanmayı) olur tabi yaparız ederiz derken ben aylardır hiçbir şey yapamadım üşengeçim çünkü :D

  Şiirden uzaklaştım; aşktan, güvenden.. Okuduğu kitaptaki aşk acısını bile hissederse insan tabi uzaklaşır. Neyse bu böyle gelip geçerken büyüyorum tabi bu sırada çevremde bir takım insan canlıları (benim tabirlerime alışacaksınız) aşk'tan, ilişkiden, kıskanmaktan bahsediyorlar. Kız arkadaşlarım çeşitli bocalamalar da ya ben ben tam bir odunum bu sırada: yok kimseye bir şey hissedemiyorum nasıl demiş Elif şafak: Bazen birileriyle fena halde arkadaş oluyorum sonra biraz tanıyınca geçiyor diye hıh işte benim ki de aynı hesap. Ev arkadaşım bile benden şüphe etmeye başlamış düşünün vahimmiyeti.( insan mıyım ben acaba gibilerinden yanlış anlaşılma olmasın da ) 

  Derken biri çıktı geldi beni buldu çiçekler açmaya başladı bahçem de.. ilk defa gizli bölmeye kabul ettim birini (herkes şaşkın). Neydi fark bilmiyorum ama yine normal olmayan bir şeylerin içindeydim. Bu her zaman böyle olduğu için bu sefer çok üstünde durmadım aslında hiçte dert etmedim, ilginçtir. Çünkü hissettiğim güzel bir şeyler vardı ve bu daha önce hissetmediğim cinsten şeylerdi. Heyecan veriyordu;  Fazlasıyla hem de. Ama aynı derecede güven, şefkat ve huzur hissi uyandırıyordu bende. Alık balık gibi bakarken gözlerine houup kapılıp gitmişim ve birden duygusal, hisli, küçük kızımız geri dönmüş !     
( ben bu kısmı geç fark ettim.) Bir şiir gecesinde kendimden geçerek yazmaya başladığımda dedim noluyoruz ?  Ne dolmuşum ben böyle:) 

  Yazmak en güzel şey hele sevilen biri varsa ortada, hissettikleriniz içinizden taşıyorsa eğer; yazmak öyle güzel bir haz verir ki.. 
  Bazen sadece yazmak için yazarsınız, o hazzı hissedebilmek için... 
  Kişinin, sevginin, o an duyduğunuz duygunun üstünde başka bir hazdır bu . Çoğu kişi bununla kendi egosunu tatmin eder ( sevgili ar-sızsa eğer)

   Neyse işte şimdi buradayım ve yazmaya devam edeceğim. Buradan nası büyüdüğümü, nasıl geliştiğimi, neler için üzüldüğümü, neyin beni en çok mutlu ettiğini göreceğim kısacası hayat serüvenimi izleyeceğim ee siz de bana eşlik edebilirsiniz bu yolda tabii çok sevinirim ki:) 

Ben kimilerine göre POLYANNA kimilerine göre BEYAZ TAVŞAN'ım. 
Yüzümü çevirdiğim yerde GÜNEŞ, dokunduğum yerde GÜZELLİKLER var. 
MUTLU olmak için küçük, MASUMANE sebeplerim var. 
Bu kötülükler dünyasında acı KAHKAHALAR atabilmeyi erken öğrendim. 
Yapımında ANNEM var :) Çocukken ağlamamayı o öğretti bana; bende baktım ağlayamıyorum barı güleyim dedim. 
ZITLIKLARI var eden BİZLERİZ. 
HÜZÜN varsa içinizde emin olun MUTLULUĞU da içinize SİZ davet edebilirsiniz. 

İlk postta bu kadar konuşmam ne kadar dolu (geveze) olduğumun  göstergesidir a dostlar daha neler var neler ama bunları böyle topluca değil özel özel işleyeceğim noktasal atışlarla ... 
                                                                                              
       Şimdi ne haliniz varsa GÜLÜN :)